|
Giray HAN
|
|
04.02.2010
|
|
MODERNLİĞİ İÇKİYLE BAĞDAŞTIRMAYALIM
|
Ya abartıyoruz. Ya da saptırıyoruz. Hiçbir şeyi olduğu gibi ele almıyor, istediğimiz veya inandığımız gibi yorumlayıp, işimize geldiği şekilde değerlendiriyoruz. Kimileri barlarda içki içmeyi veya kadınlarla dans etmeyi modernleşmenin bir emaresi olarak gösteriyor. Kimileri de içki yi yasaklamayı demokrasinin veya laikliğin tükenişi, dinci bir yapılanmanın başlangıcı olarak değerlendiriyor. Modernleşmeyi içki ve dansla nitelendirirseniz eğer, o zaman su gibi içki tüketip, ilkel giysileriyle durmadan dans eden Afrikalı kabilelerin modernleşmede ne kadar ilerde olduğunu kabul etmeliyiz! Yok değilse ve halen modern kültür diyebileceğimiz çağın gereklerine uyum sağlamış, haklar ve sorumluluklar noktasın da insan haklarına riayet eden, teknolojinin nimetleriyle tanışmış, bilim ve bilişimde yol kat etmiş toplumsal yapıya ulaşmış diyemeyiz. Sulandırmakta üstümüze yok. En ciddi konularda bile işi sulandırıp olduğundan farklı göstermede üstümüze yok. İçki içmek ne modernliktir, nede içmemek yobazlıktır. Pozitif bilimin bile men ettiği gerçekleri, sırf siyasal kaygılar sebebiyle sulandırmak gerçekten yanlıştır. Kişilerin yaşam tarzlarını bir gösterge olarak ele alıp tabulaştırma, hakikaten gerçeklerden uzaklaşmaktır. Ne adına ve niçin yapılırsa yapılsın her iki hali de yanlıştır. Zira kişilerin tercihleri toplumsal sıkıntılara neden olmuyor ve zararı kişiselse onu kınamak veya yasaklamak ta yanlıştır. Bazen öyle gereksiz polemikler oluşturuluyor ki "Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüyor" olmak gibi bir şeylere neden oluyor bazıları. Durduk yere içki yasağı işi kesinlikle birkaç belediye başkanının işgüzarlığıdır. Ama bakınız bu mesele, dinle ve dinin siyasallaştırılıp rejimle ilişkilendirilmesiyle söz konusu edildi. Hâlbuki bu işin rejim meselesi yapılmasıyla alakası yok. İçki, içmeyi bir modernlik göstergesi olarak ele alanlarda, işi yanlış mecralara yönlendiriyorlar. İçki içenlerin hepsinin laik olduğunu kim iddia edebilir? O halde meseleleri sulandırmada üstümüze yok! Şekil ve görüntüye takılıp kalmayınız. Doğruları olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeliyiz. Sonra her dediğimizin doğru olacağı gibi bir kaidede yok. Senin aklınca doğru olan başkalarının bakış açılarıyla değerlendirdiğinizde yanlış olabilir. Zaten erdemli insanlar, kendi doğrularının yanında karşısındaki insanlarında söyleyeceklerinin doğru olabileceğini kabullenip konuşmaya öyle başlarlarmış. Görüntüdeki şatafat, gerçekteki sefaletin ve yokluğun gizlenmesini sağlamaz. Görüntüdeki modernlik düşüncedeki yobazlığın önünü kapatmaz. İmaj da görüntüyle sağlanmaz değerli okurlar. Her şeyi çok fazla abartıyoruz. Olayları olduğu gibi ve nitelik ve nicelik bakımından olması gerektiği şekilde değerlendirmeliyiz. Bu şekilde kafa karıştırmak ne bağcıya, ne de bağcıyı dövmeye kalkışanlara bir şey kazandırmaz.
|
|
Okunma sayısı :
123 |
|
Yorum Yaz
|
Arkadaşına Gönder
|
Yazdır |
|
|
Şüphe, çoğunlukla faydası olmayan bir ıstıraptır.
Samuel Hohnson
|
|