9/10/2010 bize bildirin | tavsiye et | arşiv | abonelik | künye | iletişim
0346 222 27 66
0346 222 27 56
info@sivasinsesi.com
SON DAKİKA 
 ANASAYFA Açılış sayfam yapSık kullanılanlara ekleözet akışı

 
Mehmet KARA
mehmet_kara65@hotmail.com
03.02.2010
DOKTORDA HADDİNİ BİLMELİ DEĞİL Mİ?

Denizli Tabip Odası’nın yaptığı toplantıda konuşulanlar haddini aşmanın en ileri noktasıdır.   

İhtisasa en çok önem verilen alan doktorluktur. Başı ağrıyanı ortopediye göndermiyorlar. Bitkisel ilaçlarla ilgilenen insanları çok ağır eleştiriyorlar. Fakat kendileri dinin her şeyine karışıyorlar. Tıpla ilgili en küçük bir yenilikleri yokken; İslam’da reform yapmaya kalkıyorlar. Demek ki kendilerini her alanda yetkili görüyorlar. Doktorluk hariç her şeyi biliyorlar. En muhalif siyasi gurup gibi hareket ediyorlar.

Tanıdık bir Doktor şaka olarak “ Tıbbiyeden her şey çıkar; ara sıra da doktor çıkar.” demişti. Doktor camiasını tenzih ederek söylüyorum. Zaten yarası olmayan gocunmaz. Türkiye’de milletin değerleriyle kavga eden doktor sayısı çok azdır.      

Bu kafa adliyede olsa zulüm dağıtır. Eğitimde bulunsa milletin geleceğini karartır. Emniyette görev yapsa vatanı satar. Artık çağdışı kalmış bu zihniyet, kelaynaklar gibi müzelik olmaya mahkûmdur. Zaten onların ağababalarından biri “ vatanımı seviyorum, milletimi sevmiyorum.” diyordu.
Orada konuşanlar, başkasına faydalı olmayı bırak, kendi hastalığını teşhis edememiş hastalıklı ruhlardır. Tedaviye ihtiyaçları vardır.   

Giderek daha fazla ihtisaslaşan dünyada, doktorların din ile ilgili ileri geri konuşması, bir milyar altı yüz milyon Müslüman’ın inancına hakaret etmesi onların seviyesini ortaya koyar.

“ Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.” Manevi körlük içinde olanlardan hakikati görmelerini beklemek boş bir beklentidir.

İslam’ı ilme karşı gibi gösterenler, ne yaptılar, İslam ya da Müslümanlar engel oldu?         

İslam’ın aziz Peygamber’inden tıbbın aleyhinde bir cümle mi duydular?      
Sağlıklı doktorlara şunu söylemek isterim:  Varlıklar içinde en kıymetli hayattır. Vazifeler içinde en kıymetli olan ise hayata hizmettir. Hayata ait vazifeler içinde en değerli olan da geçici hayatın ebedi hayata dönüşmesi için çalışmaktır.
Şu dünya hayatının önemi, ebedi hayata çekirdek olması ve sonsuz hayatın burada kazanılması ile ilgilidir. Yoksa ebedi hayatı zehirleyecek şekilde, bütün duygularıyla geçici lezzetlere dalmak, “çakıp sönen bir şimşeği ebedi güneşe tercih etmek gibi bir akılsızlıktır.”
Gerçekte en fazla hasta olanlar gafil, maneviyattan mahrum doktorlardır. Onlara, mukaddes Kur'an eczanesinden imanî ilaçlar vererek tedavi etmek lâzımdır. Bu yapılabilirse hem onların yaraları tedavi edilecek, hem de toplum için hayırlı insanlar olmaları temin edilmiş olacak.
Ümitsiz bir hastaya uygulanacak manevi bir teselli bazen bin ilaçtan daha faydalı olabilir. Tabiat ve materyalizm bataklığında boğulmuş bir doktor, bırakın faydalı olmak, ümidini kaybetmiş, çaresiz bir hastanın dünyasını karartır.
Kafasını lüzumsuz bilgilerle doldurmuş, odun yığınlarıyla beynini harap etmiş doktor, kafasını teftiş etmeli, "Yirmi birinci Yüzyıl ateizm asrı" olursa insanlığın ne kazanıp ne kaybedeceğini izah etmeli.

Yönü Batı’ya dönük olan doktorlar, Batı’lı meslektaşlarına kulak versinler. Onlar kadar hoşgörülü, fikre açık ve toplumun değerlerine saygılı olsunlar. Dr.City Youngest, Dr. Maurice, Dr. Johnson’u dinlesinler ki, Kur’an hakkında şöyle diyor: “ Bu, bir Peygamber sesidir. Öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi, saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, evvela neşredenlerini bulmuş, sonra da yeniliği seven ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir. Bu sayededir ki, Yunanistan ile Asya’nın birleşen ışığı, Avrupa’nın koyu karanlıklarını yarmış ve bu hadise, Hıristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman meydana gelmiştir.”
Kur'an'da Allah (c.c) şöyle buyurur: " Allah'ın izniyle, anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirir ve ölüleri diriltirim." ( 3/49 )
Bu ayetin tefsirinde Bediüzzaman Hazretleri şunları ifade eder " Kur'an nasıl ki İsa’nın (a.s) yüksek ahlakına uymayı insanlara emrediyor. Öyle de, elindeki tıp ilmine rağbeti uyandırarak teşvik ediyor.       

Bu ayet işaret ediyor ki, en kronik hastalıklara dahi derman bulunabilir. Öyle ise ey insan ve ey felakete maruz kalmış insanoğlu. Ümitsiz olmayınız. Her dert, ne olursa olsun, dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. Hatta ölüme de geçici bir hayat rengi vermek mümkündür.
Cenab-ı Hak, bu ayetle insanoğluna manen diyor ki, " Ey insan! Benim için dünyayı terk eden bir kuluma iki hediye verdim: biri manevi dertlerin dermanı, biri de maddi hastalıkların ilâcı.  İşte, küfürle ölmüş kalpler hidayet nuruyla diriliyor. Ölmüş gibi hastalar dahi onun nefesiyle ve ilâcıyla şifa buluyor. Sen de kâinat eczanesinden her derdine deva bulabilirsin. Çalış, bul. Elbette ararsan bulursun."
İşte şu ayet bu günkü tıp ilminin çok ileri sınırını çiziyor ve işaret edip, teşvik ediyor.
Bu hakikatleri yazan, okuyan ve böyle inanan insanları ilme karşı gibi göstermek insafsızlık değil mi?
Müslüman bu âleme bir yönüyle büyük bir hastane, bir yönüyle de muhteşem bir eczane gözüyle bakar. Sadece insanlar değil, bütün hasta varlıklar ilaçlarını yeryüzünden alıyor. Bu Allah'ın varlığının ve birliğinin delilidir. Çünkü hastaları ve hastalıkları yaratan kim ise onlara uygun ilaçları veren de odur.

Bütün hastaların mükemmel tedavileri, Rabbimizin sonsuz rahmetinin eseri değil mi?
Sonuç olarak şunu diyorum, milletin birlik ve beraberliğine zarar verecek söz ve davranışlardan herkesin kaçınması lâzım.

Okunma sayısı : 331
Yorum Yaz | Arkadaşına Gönder | Yazdır
Makaleyi Arkadaşına Gönder X
Adınız Soyadınız :  
E-mail adresiniz :  
Göndereceğiniz email :  
Mesaj :  
Gönder
 
    Yorum Yaz X
Ad Soyad :  
E-mail :  
Başlık :  
Yorum :  
Kaydet
    
 
 

    
[HyperLink1]
s1
.
Günün Sözü
Şüphe, çoğunlukla faydası olmayan bir ıstıraptır.
Samuel Hohnson
Yazarlarımız
BAŞBAKANIN ARDINDAN...
Ersan ARSLAN
1000 Yıllık Büyük İlbeyli Selçuklu Türk İs...
Seyyid Veysel Semih DANİŞMEND
İBLİSE KOMŞU OLMAYIN
Giray HAN
İÇİMİZDEKİ O SES
Sema BİÇER
FENER YEDEKLERLE BİLE GALİP.
Tarık BİÇER
ENGELLERİ KALDIRALIM
Yavuz DEMİRGİL
BAYRAMLAR
Nevin KILIÇ
NUR’UN BAYRAMI
Mehmet KARA
BAYRAMA GİRERKEN
ŞÜKRÜ TOPRAK
Güzel şeyler var, “Evet” de!
TARIK SEZAİ KARATEPE
REFERANDUMA DOĞRU...
Mikail Hasbek
Oruc arınmaktır
Emre HANOĞLU
  ZİYARETÇİ DURUMU
Bugün gelen : 3173
Online : 131
Toplam ziyaretçi : 2543033
Copyright©2007 Sivasın Sesi Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yasal Uyarı
web tasarım
zaman makinesi duygu bilişim
 
Bu Siteyi Arkadaşına Tavsiye Et X
Adınız Soyadınız :  
E-mail adresiniz :    
Göndereceğiniz email :    
Mesaj :  
Gönder
    Bize Bildirin X
Ad Soyad :  
E-mail :  
Telefon : 
Konu :  
Mesaj :  
Gönder