9/6/2010 bize bildirin | tavsiye et | arşiv | abonelik | künye | iletişim
0346 222 27 66
0346 222 27 56
info@sivasinsesi.com
SON DAKİKA 
 ANASAYFA Açılış sayfam yapSık kullanılanlara ekleözet akışı

 
Nevin KILIÇ
08.02.2010
KÜÇÜK UMUTLARDAN DOĞAN BÜYÜK HAYALLER

 Bazen hayatımızda umuda yapılan amansız yolculuklarımız olur. Bu yolculukta mesafeler ne kadar uzak olursa olsun yüreklerimiz birdir. Kimi zaman yan yanayken bile insanlar birbirine uzaktır. Bazen de arada mesafeler vardır ama bu mesafeler hiç uzak gelmez. Çünkü gönüller birdir. Ayrılıklar hissedilmez. Yanındakine olan yabancılık kadar yabancılaştıramamıştır uzayıp giden yollar. “Gözden uzak olan gönüldende uzak olur” der büyükler.  Çok haklılar.  Oysaki  gülmek için beklenmez mutluluk. Eğer mutluluğu beklersen gülümsemeden yok olur gidersin. Mutluluklar dostlarla paylaşılır. Dostlarınla paylaşamadığın sevinçler ise yarımdır. Mutluluğun doğum noktası dert ortaklığıdır. Paylaşmaktır.
 Hayatımız dün kuruyup kopan bir yapraktı. Bugün yeşil ve çiçekli. Yarınlarımız belli değil. Belki yarın dolu vuracak yaprakların dökecek, belki de daha güzel güneşli bir gün olacak tomurcuklar büyüyecek çiçekler canlanacak.  Belki bugün bulacakların yaşayacakların dünden kötü, yarından da güzel olmayabilir. Elinde kalana bir bak. Ne kaldı avuçlarında. Dün gitmiştir. Yapacak bir şey yoktur. Beklilerle de yaşanılmaz. Geçmişten avuçlarınızda kalan keşkeleriniz vardır.
 Yarınlar belirsiz, o zaman elinizde olan bu gününüzdür.  Öyleyse bu günümüzü kendimize neden özel yapmıyoruz. Bu gün bizim için değerli ve özel olmalıdır. Elimizdeki en büyük servettir. Bizlerde bu günler için özel olmalıyız.
 Ne bugün için bizi nede biz bugün için ayrı olmalıyız. İkisi olmayınca olmaz. Bazen topraklar gibi umutlarımızda kurur. Zamansız kuruyan topraklara yağan yağmurlar kurumuş, solmuş yürekleri umutları yeşertmek için çiseler hayatlara. Çoğumuz hala dünden kurtulamamıştırız. Eskilerle yaşarız. Eskide yaşamaya devam etmenin bir faydası olmadığını, ne kadar üzülsekte gidenlerin geri dönemeyeceğini bilmemiz gerekmektedir. Gözyaşı dökmenin, yaslara bürünüp kedere boğulmanın bir faydası yoktur. İstediğin kadar ağla, yas tut, kendini hırpala neye çözüm olacak? Kendini üzmekten, hayatını zehir etmekten, hırpalamaktan başka ne işe yarayacak? Her şeyin bir sınırı olmalı bence! Acı çekmenin, üzülmenin ağlamanın hatta ayrılık acılarının bile.
 Sonuçta hayat devam ediyor.  Her gecenin bir sabahı oluyor. Batan güneş yeniden yeni güne merhaba diyor, yeni umutlar yeşeriyor. Her yeni doğan günün enerjisini kullanarak, taze başlangıçlar yapmak gerekir. Kalbimin aklımın aldığı doğru kararlara saygı göstererek, uyum içinde olması gerekir. Aklım kalbime yenilse de her zaman ortak bir noktada buluşmalıdır. Giden gitmiş, biten bitmiştir. Eski eskide kalmalıdır. Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağarmış. Gidenlerin, bitmiş aşkların ardından bunca eziyet çekmenin de, hiç anlamı, mantığı yok.  Yeni bir güne günaydın diyerek artık nefes almaya başlamak gerekir. Eski sadece almamız gereken bir ders olmalı ve aynı hataları yapmamıza engel teşkil etmelidir.  Bütün hastalıklarda iyileşmenin yolu önce kendimizin inanması ve ikna olmasıdır. Gerçi en zor olanı İnsanın kendine söz geçirmesidir, başkasına anlatmasından, paylaşmasından daha zor gelir. Aklın oyunu, kalbin oyunu, ruhun oyunu derken, sürekli kendini kandırıp durabiliyor insan. Ne kadar ağlasan, küfürde etsen, bağırsan, dünyayı da yakıp yıksan hepsi boşa; ne giden dönüyor, ne acın diniyor. Giden dönse bile, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.  Kırılanlar eski özelliğini alamıyor. Kalp yaraları yama tutmuyor.
 Bir kere parçalanmışsa ilişkiler, arkadaşlıklar, dostluklar, yeniden deneyelim dediğinde başlanılmıyor, eğer başlansa bile içi biraz küf kokuyor. Akılda kalan anıları, yüreğinde açılmış yaraları silemedikçe, tarih sonunda gelip kendini tekrar ediyor. Boşuna da denmiyor tarih tekerrürden ibaret diye.
 Sen aklını ve yüreğini temizlemedikten sonra yeni başlangıçlar, eskiyle yapılmaz. Yapılırsa da zaten adı yeni olamaz. Bir şeylerin bittiğini anlamak da bilgeliktir, erdemliktir. Parçalanmış bir aşkı, sevgiyi tekrar hayatına sokmak, kanserli bir organı bedenine geri sokmaya, eski yerine dikmeye, bağlamaya benzer. Sonunda tüm bedenine yayılır, seni için için eritir, yer bitirir.  Hiçbir zaman umudunuzu kaybetmeden, her gecenin bir sabahı var ve güneş yeniden doğuyor, dünya döndükçe hayat devam ediyor diyerek geleceğe doğru bir adım atalım. İşte attığımız o adım belki de yeni bir şeylerin başlangıcı olacaktır. Unutmayalım ki KÜÇÜK UMUTLARDAN BÜYÜK HAYALLER DOĞAR.

Okunma sayısı : 430
Yorum Yaz | Arkadaşına Gönder | Yazdır
Makaleyi Arkadaşına Gönder X
Adınız Soyadınız :  
E-mail adresiniz :  
Göndereceğiniz email :  
Mesaj :  
Gönder
 
    Yorum Yaz X
Ad Soyad :  
E-mail :  
Başlık :  
Yorum :  
Kaydet
    
 
 

    
[HyperLink1]
s1
.
Günün Sözü
Söz yuva gibidir, mana kuş gibi, cisim ırmak gibidir ruh akıp giden su gibidir.
Mevlana
  ZİYARETÇİ DURUMU
Bugün gelen : 2313
Online : 208
Toplam ziyaretçi : 2527696
Copyright©2007 Sivasın Sesi Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yasal Uyarı
web tasarım
zaman makinesi duygu bilişim
 
Bu Siteyi Arkadaşına Tavsiye Et X
Adınız Soyadınız :  
E-mail adresiniz :    
Göndereceğiniz email :    
Mesaj :  
Gönder
    Bize Bildirin X
Ad Soyad :  
E-mail :  
Telefon : 
Konu :  
Mesaj :  
Gönder